İMTİHAN ÜZERİNE BİR TEFEKKÜR YAZISI

 “İmtihan edilmek”

Bu fiil daha ziyade deneme, sınama, açığa çıkarma anlamı taşır.

İmtihan, seviyemizi gösterip geliştirme imkânı veriyorsa ceza/kaybetmek ya da kazanmaktan öte ‘uyarı’ anlamı öndedir. Okullardaki dönem içi ara sınavları gibi… Öğreticidir.

İslâm’a göre bu dünya imtihan dünyasıdır.

Üniversite olsun, lise, orta, ilk okul olsun, okul sıralarındaki imtihanla dünya imtihanı arasındaki benzerlik: “Her ikisi de kişinin bulunduğu seviyeyi açığa çıkarır”.

Okul sınavı dışsaldır; kâğıt üzerindedir. Dünya imtihanı içsel ve dışsal olup kalpte ve amelde gerçekleşir. Sorular kavli ayetlerden ve kevnî ayetlerden gelir. Âyetin bir manası da delildir. Kavlî ayetler Kur’an-ı Kerim’dedir, onda insanın nasıl yaşaması gerektiğine dair bilgiler yer alır. Varlık aleminin işleyişi ile ilgili kevnî âyetleri okumak ise kâinata bakışla mümkündür.

İnsanın içinde bulunduğu ortama en iyi şekilde uyum sağlayabilmesi ve şehirler inşa edebilmesi kevnî âyetleri doğru okuması ile mümkündür; ayrıca insanın kendi bedenini tanıması için de önemlidir. Kavli ayetlerde ise insanın Allah ile ilişkisine, ibadetine, ahlakına, aile hayatına, toplumsal hayatına, ölüm ve ahirete dair esaslar vardır.

Diyelim ki ahlak dersi imtihanında şöyle bir soru soruldu: “Yalan söylemek doğru mudur?”

Öğrenci cevap verir: “Hayır yanlıştır.”

Öğrenci bu cevabı içselleştirmese de doğru cevap verdiği için okuldaki imtihanı kazanır. Oysa dünyadaki imtihanımız bilgiyi içselleştirmiş olmayı, dolayısıyla onunla amel etmeyi gerektirir; ancak bilgisiyle amel edip salt bilgiyle değil ameliyle de cevap veren dünya imtihanını, dolayısıyla ahiret hayatını kazanır. İnsan yalanın kötü olduğunu bilebilir, fakat menfaati söz konusu olduğunda yalan söyleyebilir.

Diğer bir soru: Şıklardan hangisi doğrudur: A. Sözünde durmak B. Sözünde durmamak. İnsan bu soruya doğru yanıt vermiş olsa da bir bedelle karşılaştığında sözünden dönebilir.

Örnekler çoğaltılabilir: Allah’ın başlıca emir ve yasakları ve haram helal bilmek gibi…

Okuldaki imtihanında kâğıdına doğrusunu yazdın mı imtihanını geçersin. Ancak dünyadaki imtihanında bu sorunun içsel/içten samimi yanıtını vermelisin, o da davranışta, amelde karşılığının olması demektir. Okuldaki yazılıda doğru cevabı vermek yeterlidir. Hayatta: Doğru cevap olmak gerekir. Yalan kötüdür demekle yalan söylememek arasındaki tutarlılıktır bu. İnsan içselleştirdiği bilgiye aykırı davrandığında içinde bir huzursuzluk duyar. Duymuyorsa bilgi henüz yüzeydedir. Bilgi içselleştiğinde vicdan öğretmenindir. Ya da yaptığını görmez kişi, yanlışını doğru sanır; yanlışını görmediği için de kendisini düzeltme fırsatı bulamaz, işi ahirete kalır, orada artık düzeltme fırsatı yoktur. Çünkü orası imtihan yeri değil, hesap yeridir. Bazen de musibet öğretmen olur, bilgiyi yüzeyden alıp içe nakşeder.

İmtihan salt bilgiden ibaret olsaydı terbiye, dolayısıyla tekâmül hasıl olmayacaktı. Bilginin içte değerle buluşmasıdır AHLAK.

Dış dünyada bilgi ve beceri, iç dünyada bilgi ve dürüstlük gerekir.

Yanlış davranış, insanın bilgi ve becerisindeki eksiklikleri görünür kılan turnusol kâğıdıdır. Musibet ise insanın kendisini ve Allah ile ilişkisini yeniden gözden geçirmesine vesile olabilecek bir imtihandır. Doğruları, çoğu kere yaptığı yanlışların kötü sonuçlarıyla karşılaşarak öğrenir insan.

Musibet, doğru okunduğunda başımıza gelen acı ve sıkıntıyı tecrübeye dönüştürür. Bu tecrübe bilgiyle birleştiğinde daha etkili olur… Bu bakımdan musibet aynı zamanda o bilginin bu yolla içselleşen halidir. Dünyadaki imtihan insanın bilgisini tecrübeye, tecrübeyi içselleşmeye, içselleşmeyi ahlâka ve ahlâkı kişiliğe dönüştürme imkânı bulduğu bir terbiyedir. Her imtihana da herkes alınmaz. Bunun için de talip olmak ve belli bir yeterlilik gerekir.  Bu dünyada verdiğimiz yanlış cevapların akıbetinden haberdar olmamak belki de başımıza gelecek en büyük talihsizliklerden biridir.

Her şeyi en iyi Allah bilir.

 

Yorum bırakın